21
Kasım
2011
Bizim evde de ekmeklik denen ahşap, kara küçük bir kutucuğumuz var. Aynı sizde ki gibi. Ama aynı bizde de çiğdem, ceviz, kuru kayısı yada incir gibi baharatlarla dolduruyoruz içini. Ekmekleriyse dandik beyaz poşetler içinde kapı arkasına asıyoruz. Sahi niye aldık ki o şeyi? Evliliğimizin ilk yıllarında görevini kötüye kullanmadan içine ekmek harici başka hiçbir malzeme almayan sözde ekmekliğimiz. Şimdi eski görevini aksattı. Ne koyarsak içine bana mısın demiyor.İçimizde ki mini Türkler de bas bas bağırıyor, kapı arkasına ekmek as diye. Sırf o mu? O mini mini Türk aklımız; eve boy boy sehpa al, zil çaldığında karşıdaki sana kim ooo? diye bi soru sorarsa sen onun medyum olabileceğini düşün ve beeeeeeeen diye bağır, yolda tanıdık birini görünce arabayı üzerine sür, gazete ve dergi kapaklarındaki resimlere sakal,bıyık çiz, arabaların kirli camlarına garip cümleler karala, birde utanmadan sonuna güler yüz ekle, arkadaşının yeni ayakkabısını çamurlu ayakkabılarınla ez… ohhhoooo! uzarda uzar bu liste… sahi bunları yapıpta paparayı yemeyen varmı içinizde? Eğer varsa ki, muhakkak vardır. Ben papara tarifini vereyim içinizde kalmasın. Hemide tavuklu… afiyet olsun.
4
Eylül
2011
Anne tarafım oldukça neşeli ve birbirine bir o kadar da bağlı şirin insanlardan oluşur. Bayramlar bizim için denize girip güneşlenme zamanı değildir. Biz bayramın hakkını verir büyüklerimizi ,akrabalarımızı ziyarete gideriz. Bunu yaparken de İzmirli olduğumuz için malumunuz annemlerde yedi kardeş. Bu kardeşlerden en büyük olarak kim İzmir’deyse o bayram için ilk gün onun evine gidilir ve orada akşam yemeği yenir. Çok önemli bir iş çıkmadıktan sonra bu şirin yedi kardeşin torunu torbası hep bu evde toplanır. Curcunalı, bağırışlı çağırışlı, çay getir- götürlü birinci gün bittiğinde bu sefer ailenin ikinci büyüğünün evine gidilir ikinci bayram günü için . Herkes birbirleriyle hasret giderir her ne kadar ayda birkaç kez birbirimizin evinde bayramlaşma misali gidip gelsekte bu böyle sürer. Sonra o ikinci evde planlar yapılır 3. gün kime gidelim diye. Durum müsaitliğine göre bayram tatili bitmiş olsada memursuz ailemiz için akşam gezmeleri bitmez. Bu vesileyle yapılan bu bayramki mini toplantıdan sonra kadar büyük olmasam da bu cumartesi için bana gelmeyi kararlaştırdılar. Pazarda annemin evine gidecekler. Annemin önceliğini kaptım denilebilir.
8
Ağustos
2011
Geçenlerde müdehher ablamlara iftara davetliydik. Yemekleri her zamanki gibi bizi mest etti. Eşim ablasının yemeklerinden o kadar çok yedi ki. Gece boyu kıvrandı, sonrada bi daha bu kadar çok yememe müsade etme benim dedi. Soda falan fayda etmez böylesi mide ağrısına. Tamam yemekler enfes olabilir , sizde yorucu bir günün ardından acıkmış olabilirsiniz ve hatta oruç yüzünden tansiyonunuz tepe taklak gelmiş olabilir ama lütfen. Sofraya oturunca gömülmeyin öyle yemeklere. Yavaş ve küçük lokmalarla yiyin. Arkanızdan bi koşturan olduğunu falanda sanmıyorum. E o zaman bu acele niye ? Şu amerikalı profesörler otu çöpü araştırıyorlar ya bunu da araştırmışlar biliyormusunuz? Buna göre yemek yemeye 10 dakika yerine 30 dakika ayırarak, 70 kalori daha az almış oluyormuşuzz. Durum şu ki, vücut sisteminizin doyduğunu idrak etmesi için gereken süre 30 dakika. Bu kadar dakikada anca anlayabiliyor doyduğunu. Sonuçta midemizin, bizim tam çiğneyemeden hüplettiğimiz et parçasını yerimize parçalara ayıracak dişleri yok. Hızlı yemek yediğimizde midemiz, bu ağır yükün altında eziliyor ve bunun sonucunda yeterli hazmı sağlayamıyor. Bu sorun da çeşitli mide rahatsızlıklarına neden oluyor, uf oluyor midemiz.
Neredeeen… nereyeee … Ben size ablamın yaptığı böreği anlatayım. Hazır yufkayla yaptığı böreğinin içine kemiksiz tavuk göğsü ve beşamel sos koymuş. Üzerinede galeta unu dökmüş. Mis gibi ve yumuşacıktı. Ben tarifi biraz değiştirdim. Bu arada tereyağlı milföy çıkarmış superfresh. Fırında pişerken gözlerim kocaman ağzımın suyu aka aka baktım milföylere. Tadı harikaydı elbette ama kokusu. Ahhh işte o kokusu, bitirdi beni resmen.
28
Temmuz
2011
Tavuk bizim ev için oldukça kutsal bir varlık. kendisini tencerede, tavada, közde, şişte, kızarmış , haşlanmış, güveçte vb. her yerde görebilmeyi çok seviyoruz. Şimdide geçmişinde bir süre yoğurt kaplığı yapmış olan güveçte görmek istediğimiz için bu tarifi yapalım dedik.Yapması bana yemesi bize düştü. Yapımı oldukça kolay zorlamaz sizi. Tavuklu pilavın fırında pişeni aslında, çok kolay beee. yaparsınız. yani ben bile yaptıysam siz hayli hayli yaparsınız.
24
Temmuz
2011
Ayyy söylemesi ne güzel geliyor değilmi kulağa neymiş efendim Tavada tavuk. Aslında eşime sordum. canımcığım tavada tavuk mu? tava tavuğu mu? tavuk tava mı? o dedi ki en güzel tavada tavuk. Peki dedim bende öyle olsun. İsmi bu yüzden tavada tavuk oldu.