12
Haziran
2014
ahaha yine çok uzun zaman olmuş bir şeyler yazmayalı. Bebek, ev, iş arası mekik dokumak beni oldukça yoruyor. hoop diye toparlayarak neler olup bittiğini anlatayım.
Biliyorsunuz “İmza Ben ” isimli güzel bir kitapta diğer hemcinslerim gibi benimde mektubum yayınlanmıştı. Kitabın imza günü Mövenpick otelde gerçekleşmiş ve ben bu güne dair ufak notlar paylaşmıştım. Zaman hızlı hızlı akıverdiği için asıl önemli olan güne dair hiç bir şey yazmamıştım. Ağzım kulaklarıma yapışmış halde gezdiğim o günün hatırası zihnimden silinmeden yazayım istedim.
Şu koca dünyada Mavisel Yener, Şafak pavey, Canan Tan , İpek ongun gibi usta kalemlerle aynı kitaba yazmak kaç kişiye nasip olur? Bana oldu. Bence çok da güzel oldu. Öyle güzel oldu ki belkide bu sayede torunlarıma anlatacağım minik bir hikayem var artık. Söz uçar yazı kalır derler. Benim de yazılarım kalacak. Önce kocama sonra kızıma yazdığım mektuplar sayesinde. Çok değil, belki küçücük ama benim için kocaman bir mutluluk bu. Zaten sonra ki fotoğraflarda iki çizgiden ibaret görünen gözlerimden ve 26 buçuk dişimin tamamını gösterişimden anlayabilirsiniz bunu. Evet hepi topu 26 buçuk dişim var. Bir tanesini daha bit kadarken uyuz doktor amca çekti ve giden geri gelmedi, diğerinin yarısını hamileyken kanal tedavisini yarım bırakınca kaybettim ve henüz yirmilik dişlerim çıkmadı. Yemek tarifi sitesinde dişlerimin hikayesini anlatmakta pek gülünç olsa gerek. Üstelik kitap fuarı macerasının tam ortasında. Şimdi konumuza dönelim
İşten eve oradan imza gününe geçerken kitap fuarının her zamankinden daha büyük ve karmaşık olması heyecandan olsa gerek. Bir türlü bulamadım imza salonunu ve belkide sırf bu yüzden geç kaldım. İmza gününe geç kalan bir yazarcık. İşte o benim efendim. İmza gününe geç kaldım. İmza kuyruğunun belkide sonlarına yetiştim. Ama bir sürü kitap imzaladım.
Üstte ki fotoğrafta annem var ve ona aldığım kitabı Canan Tan’ a imzalatıyor. Ayyyy, yazarken bile heyecanlandım. Hikocuğum sen nasıl imzaladın kitabı? diye soracak olursanız, en ufak bir fikrim bile yok diyeceğim. Heyecandan unutmuşum.
Yukarıdaki fotoğraftan görüldüğü üzere Duru hanım çevreye boncuk dağıtmayı ihmal etmezken ben heyecan ve mutluluk karışımı garip bir ifadeyle gülümsüyorum. Yok gülümsemek değil bu, gayet yalın bir şekilde sırıtıyorum.
Mektubumu Duru hanıma yazmış olduğum için, kitabın kahramanını yanımda getirmesem olmazdı. Hal böyle olunca eline kalemi alıp kemirmeye başladı. Sırf öyle olsa gene iyi, her kitabı mutlaka bir güzel kurcaladı. Bazısına salya bulaştırmayı da ihmal etmedi.
Canan Tan’ la tanışıp kitap yazma isteğimden bahsemesem olmazdı. Bu benim için o kadar önemliydi ki gece boyu bunu nasıl söyleyeceğimi düşündüm durdum. Karşımda ki Canan Tan olunca kelimeleri koca bir denizden seçmeliydim. İmza günü bitip yazarlar masadan birer birer kalktıklarında, eve doğru gitmek için hazırlanıyorken o çarpık bacaklarımla yanına gittim. Hay gitmez olaydım. Kadına heyecandan;
– Büyüyünce sizin gibi olmak istiyorum dedim koca koca açarak gözlerimi.
Allah’tan kendisi oldukça naif ve sevimli biri.
-Ben yeterince büyüdüğünü düşünüyorum tatlım dedi.
– yok ben, kitap, yazar, yazmak, şey, kem ve de küm…
hay bin kunduz ! Bu kadar salak olmak zorundamıydım sanki. Küçük aptal. Sanırım bu onu son görüşüm. Tekrar karşılaştığımızda harika geçen o iki günü değilde benim ekstra salaklığımı aklına getirecek. Öyle ama her şeye rağmen güzeldi be.
Onca zarifliğiyle göründüğü son fotoğrafı paylaşayım. Üzgünüm Canan! seninle iki lafın belini kıramadığım için.
Annem bir önce ki gün olduğu gibi benden heyecanlıydı. Hele ben kitapları imzalarken yüzünü görmeliydiniz. Canım Benim! Umarım onu, her zaman bu gün olduğu gibi gururlandırmaya devam ederim. Anne olunca insan böyle şeylerin önemini daha bir anlıyor.
Bu son fotoğrafta Serpil Berat Kubak ablamda biraz şımarıyoruz. Benim şebelek suratımdan şimdiye kadar neden yazar olamadığımın sebebini okumanız mümkündür evet. Ama kendime haksızlık yapmayarak 100 yaşında buruşuk şirin bir nine olana kadar bu hayali kurmaya devam edeceğim. Bi gün gerçekleştirdiğimde ise daha beter olarak şımaracağım. Tutabilene aşk olsun.
Tüm hayallerinizin gerçekleşmesi dileğiyle.
Hikmet Çelik
yorumlar:
yorum yapmak ister misin?