30
Kasım
2011
Araklamacı kişiliğimi ortaya çıkaran enfes bir tarifle daha huzurlarınızdayım. nereden aldın sen kardeş bunu? diyecek olursanız işte şuradan diyeceğim. Tarifte bulunan bal, zencefil, soya sosu gibi lezzetler sizi biraz dehşete düşürüyor olabilir. Ama söylemem lazım bu tayvanlılar ağızlarının tadını biliyorlar. Pişince tüm o sebze ve aromaların rayihası enfes bir tad bırakıyor damakta. Tabi ben kendi kafama ve dolabımın içerik durumuna göre tarifte birtakım değişiklikler yaptım. Bu haliyle hala thai usulümü bilmiyorum ama oldukça lezzetli olduğu kesin. 2 adet çipura için: Devamını Oku »
29
Kasım
2011
“Yani öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,yetmişinde bile,mesela,zeytin dikeceksin, hemde öyle çocuklara falan kalır diye değil, ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,yaşamak yanı ağır bastığından.”
Nazım Hikmet Ran
Zeytin (Olea europea), zeytingiller (oleaceae) familyasından meyvesi yenen, Akdeniz iklimine özgü bir ağaç türüdür. leylak ve yasemin gibi süs bitkileriyle aynı familyadan olan “olea” yabani bir meyve ağacıdır.Bu cinsin dünyada otuz değişik türü vardır. Olea europea bunlardan en önemlisidir ve iki alt türü vardır.
21
Kasım
2011
Bizim evde de ekmeklik denen ahşap, kara küçük bir kutucuğumuz var. Aynı sizde ki gibi. Ama aynı bizde de çiğdem, ceviz, kuru kayısı yada incir gibi baharatlarla dolduruyoruz içini. Ekmekleriyse dandik beyaz poşetler içinde kapı arkasına asıyoruz. Sahi niye aldık ki o şeyi? Evliliğimizin ilk yıllarında görevini kötüye kullanmadan içine ekmek harici başka hiçbir malzeme almayan sözde ekmekliğimiz. Şimdi eski görevini aksattı. Ne koyarsak içine bana mısın demiyor.İçimizde ki mini Türkler de bas bas bağırıyor, kapı arkasına ekmek as diye. Sırf o mu? O mini mini Türk aklımız; eve boy boy sehpa al, zil çaldığında karşıdaki sana kim ooo? diye bi soru sorarsa sen onun medyum olabileceğini düşün ve beeeeeeeen diye bağır, yolda tanıdık birini görünce arabayı üzerine sür, gazete ve dergi kapaklarındaki resimlere sakal,bıyık çiz, arabaların kirli camlarına garip cümleler karala, birde utanmadan sonuna güler yüz ekle, arkadaşının yeni ayakkabısını çamurlu ayakkabılarınla ez… ohhhoooo! uzarda uzar bu liste… sahi bunları yapıpta paparayı yemeyen varmı içinizde? Eğer varsa ki, muhakkak vardır. Ben papara tarifini vereyim içinizde kalmasın. Hemide tavuklu… afiyet olsun.
19
Kasım
2011
Uzuunca bir aradan sonra cumartesi günü işe gitmedim. Öğlene kadar danalar gibi yayıla yayıla yattım. Miskin miskin kahvaltımı yaptım. Süslenip püslenip giyindim ve bizim evin 2 numarasıyla buluşmaya gittim. Yani cuçi ile. Maksat saçımızı kestirmek. Her İzmir’li gibi bizde Alsancak camisinin önünde buluştuk. Mekana doğru yol alırken vitrinlere baktık ,dedikodu yapmadık.
Kuaförde cuçini beklerken vakit geçsin diye elime bir moda dergisi aldım karşımdaki televizyonda oynayan dizideki ağlamaklı kıza da pek aldırmadım. Keyfim yerindeydi anlayacağınız. Sonra yanımdaki tombik teyze telefonda bağıra bağıra İzmirin ünlü zenginlerinden bilmemkimin oğlunun kiminle evlendiği ve yazıkki o kızçenin alt tabakadan olduğuyla ilgili uzayıp giden çirkin dedikodusuna başladı. Ben elimdeki dergiyi yarılamışken sesini kısara. AYYY! kazağı ne güzel. kızı bi görsen yüzüde pek kibar, ayy evliymiş be … gibisinden şeyler mırıldanmaya başladı.Mekandaki tek genç olarak kafamı kaldırıp kibarlık olsun diye teşekkür etmek istedim teyzeye. Bit kadar gözlerimi iyice kapatıp kocaman bir gülümseyişle baktığımda . Televizyondaki ağlamaklı kızı parmakla gösterdiiğini gördüm…Salak hiko, göm şimdi o çırpı bacaklı kızların olduğu dergiye kafanı.
Devamını Oku »